kral paylaşım
kral paylaşım

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 88 kişi Paz Ekim 17, 2010 10:38 am tarihinde online oldu.
En son konular
» Galatasaray 1-0 Juventus
Çarş. Ara. 11, 2013 7:25 am tarafından admın

» UFAK DOKUNUŞLARLA GÜZEL OLMAYA NE DERSİN ?İŞTE DOGRU MAKYAJ TEKNİKLERİ .....
C.tesi Haz. 29, 2013 4:42 am tarafından NAZLI

» Parker film indir
C.tesi Haz. 29, 2013 3:53 am tarafından LUBOV

» Eyvah Yas kirk film indir türkçe dublaj
C.tesi Haz. 29, 2013 3:50 am tarafından LUBOV

» Dev Avcısı Jack: Jack the Giant Slayer film indir türkçe dublaj
C.tesi Haz. 29, 2013 3:44 am tarafından LUBOV

» Celal İle Ceren Film indir
C.tesi Haz. 29, 2013 3:40 am tarafından LUBOV

» Laz Vampir Tirakula film indir
C.tesi Haz. 29, 2013 3:36 am tarafından LUBOV

» Mutlu Aile Defteri film indir
C.tesi Haz. 29, 2013 3:32 am tarafından LUBOV

» Romantik komedi 2: Bekarliga veda film indir
C.tesi Haz. 29, 2013 3:28 am tarafından LUBOV

Istatistikler
Toplam 282 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: serseri59

Kullanıcılarımız toplam 1015 mesaj attılar bunda 834 konu
Parker 2013 Türkçe Dublaj izle

Cuma Haz. 28, 2013 1:53 pm tarafından admın



Yorum: 0

Çanakkale Yolun Sonu 2013 Tek Parça Full HD izle

Cuma Haz. 28, 2013 1:41 pm tarafından admın



Yorum: 0

Moskovanın Şifresi Temel 2012 Full

Cuma Haz. 28, 2013 1:38 pm tarafından admın



Yorum: 0

Çakallarla Dans 2 Hastayız Dede Tek Parça HD

Cuma Haz. 28, 2013 1:37 pm tarafından admın



Yorum: 0

Asla Pes Etme 2 [Türkçe Dublaj] [HD] [Tek Parça]

Cuma Haz. 28, 2013 1:35 pm tarafından admın



Yorum: 0

God of War: Ascension

Cuma Haz. 28, 2013 1:32 pm tarafından admın



Yorum: 0

G.D.O. KARAKEDI TEK PARÇA

Cuma Haz. 28, 2013 1:31 pm tarafından admın



Yorum: 0

MEKANİK full tek parça

Cuma Haz. 28, 2013 1:30 pm tarafından admın



Yorum: 0

Pembe Panter 2 - Full Film

Cuma Haz. 28, 2013 1:29 pm tarafından admın



Yorum: 0

Aralık 2016
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

Takvim Takvim


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

****** Kürtlere özerklik sözü verdi mi?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 ****** Kürtlere özerklik sözü verdi mi? Bir Salı Mayıs 18, 2010 10:39 pm

∂єѕтιиу


'Erzurum Kongresi bittikten sonra 12 aşiret reisine yazdığı mektuplarla, onların desteğini isterken bile, karşılığında en ufak bir ima yollu dahi olsa Kürtlere yönelik bir taviz vermedi'
Maltepe Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç, Cumhuriyet'e yazdı:

Son günlerin gündem konusu “Kürt açılımı”. Hazır bir açılım söz konusu olmuşken de “Nereye kadar açılalım” sorusuna verilecek yanıta ışık tutması için belli Kürt çevreleri “...Zaten ****** de Kurtuluş Savaşı esnasında ‘Kürtlere özerklik’ sözünü vermişti, TBMM 10 Şubat 1922’de Kürtlere özerklik tanıyan bir yasayı bile kabul etmişti... En azından oraya kadar açılalım...” demeye getiriyorlar. Bu söylenenlerin birer söylenti olmaktan ileri gidebilir tarafı yoktur ve Gazi Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı öncesinde, esnasında veya sonrasında, en kritik dönemlerde dahi Kürtlere böyle bir taviz vermemiştir. 1918-1924 arası tüm gelişmeler bunun somut kanıtıdır.


Gazi Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu öncesindeki evrelerde, “Kürtlere özerklik” anlamına gelecek bir söylemde bulunduğu hatta bunun eyleme de dönüşerek TBMM’den “gizli” bir yasa geçmiş olduğu iddiası, özellikle son dönemlerde çok sık dile getirilmektedir. Konunun kanıtı olarak da Gazi’nin daha ziyade 16-17 Ocak 1923’te İzmit’te İstanbul basını ile yaptığı konuşma ve Ahmet Emin Yalman’ın sorularına verdiği yanıtlar gösterilmektedir. Buna bağımlı olarak da, “…Kurtuluş Savaşı günlerinde Kürtlerin desteğini sağlayabilmek için bu sözleri verdi ama sonunda devleti kurunca, bu sözleri unuttu...” demeye getirmektedirler. İşin bu yanı pek fazla sesli ifade edilmese de söylenmek istenen budur ve bu söylenenler tarihi gerçeklerle örtüşmemektedir.

Hemen belirtelim ki iddia edildiği gibi 10 Şubat 1922 tarihinde bir Meclis oturumu yoktur ki, o gün bir kanun geçmiş olsun. Bunun bir an için Meclis’te değil de, bir tasarı olarak “Vekiller Heyeti” (Bakanlar Kurulu) toplantısında hazırlanmış olduğunu farz edelim; o zaman da “...Kanun neden gizli çıkarıldı? Kimden çekiniliyordu? Kanun uygulanmak için yapılır, gizli kanun kimin ne işine yarar? Gizli olduğuna göre belli ki usulüne uygun olarak ilan edilmemiş. Bu takdirde o metin ‘kanun’ hükmünde olur mu?..” gibi birçok soruya yanıt bulmamız gerekecektir. Sonuç olarak böyle bir kanun yoktur.

Oysa İzmit’te söyledikleri son derecede açıktır ve şudur: “Adım adım bütün memlekette ve geniş ölçüde doğrudan doğruya halk tabakalarının ilgili ve etkili olduğu ‘mahalli idareler’ kurulması iç ve dış siyasetimizin gereklerindendir. Kürtlerin oturduğu bölgelerde ise, hem iç siyasetimiz ve hem de dış siyasetimiz açısından adım adım mahalli bir idare kurulmasını gerekli bulmaktayız…” Söylediği budur.

Aslında Gazi, İstanbul basınıyla bu görüşmeyi 16-17 Ocak 1923 tarihinde yaparken, 20 Ocak 1921 Anayasası yürürlüktedir ve Gazi, basın mensuplarına sadece bu anayasanın ilgili maddelerinden söz etmektedir.

Gerçekten de 10. maddede “Türkiye coğrafi durum ve ekonomik ilişki bakımından illere, iller ilçelere bölünmüş olup, ilçeler de bucaklardan meydana gelmektedir” denilmektedir.

11. madde ise “İller, bölgesel işlerde tüzelkişiliğe ve özerkliğe sahiptir. İç ve dış siyaset, şeriata, adalete, askerliğe ait işler, milletlerarası ekonomik ilişkiler ve hükümetin genel vergileri ile faydası birden çok ili kapsayan hususlar müstesna olmak üzere; BMM’ce konulacak kanunlar gereğince vakıflar, okullar, eğitim, sağlık, tarım, bayındırlık ve sosyal yardım işlerinin düzenlenmesi ve yönetilmesi il meclislerinin yetkileri içindedir...” demektedir.

Bu artık anayasal bir hükümdür. Örneğin Kürt kökenli yurttaşlarımızın çoğunlukta yaşadığı bir ilde, bu il genel meclislerine seçilecek üyeler çoğunlukla Kürt kökenli olacakları için, bu yöre halkı yukarıda belirtilen konularda özerk olarak alacağı kararlar ve yapacağı uygulamalarla kendi kendilerini yönetmiş olacaklardır. Gazi’nin söylediği budur ve sadece budur. Bundan bir “otonomi” anlamında özerklik sonucu çıkarmak en hafifinden “yanlış değerlendirme” olur. Aksine, Ahmet Emin Yalman’a söylediği kelimesi kelimesine şudur:

“...Anayasa gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. O halde hangi livanın halkı Kürt ise, onlar kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir demektir... Şimdi TBMM hem Kürtlerin hem de Türklerin yetki sahibi vekillerinden oluşmuştur ve bu iki unsur bütün çıkarlarını ve kaderlerini birleştirmişlerdir. Yani onlar bilirler ki, bu ortak bir şeydir. Ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak doğru olamaz.” (Bak. Mustafa Kemal, Eskişehir-İzmit Konuşmaları,1923, Kaynak Yayınları, 1999, s.103).

Bu ifade ne demek? Net bir şekilde, “Otonomi olmaz!” demek.

Kaldı ki 1923 yılına gelinceye kadar çok kritik dönemlerden geçilirken bile Kürtlere böyle bir taviz verilmemiştir. Örneğin Milli Mücadele’ye karşı ilk isyan hareketi, Mustafa Kemal Paşa’nın tam da Samsun’a çıktığı günlerde, Midyat, Nusaybin, Ömerkan, Dirilömer çevresinde İngiliz güdümünde ve desteğinde bir Kürt devleti kurmak için başlatılan Ali Batı Ayaklanması’dır. (11 Mayıs-18 Ağustos 1919). Bir taraftan ülke baştan aşağı işgal edilirken ortaya çıkan bu isyancılara en ufak bir taviz verilmemiş, anlaşma yoluna gidilmemiş, sonunda isyan bastırılmıştır.

Gene İngiltere ve Fransa’nın kışkırtmasıyla, Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurmak üzere Siverek civarında ortaya çıkan Milli Aşiret Olayı aynı şekilde zor da olsa bastırılmış ama bir taviz noktasına gelinmemiştir. (1 Haziran-6 Eylül 1920). Diğer bir aşiret isyanı Cemil Çeto Olayı’dır. (20 Mayıs-7 Haziran 1920). Nihayet tam da 2. İnönü Savaşı sürerken, Sıvas, Erzincan ve Tunceli bölgelerinde iki ay süreyle etkin olan Koçkiri Ayaklanması (6 Mart-17 Haziran 1921) bile sonucu değiştirmemiştir. Kaldı ki, bu isyanı çıkartanların amacı Zara, Divriği, Refahiye, Kuruçay ve Kemah havalisinde “özerk bir yönetim” kurmaktı. Durum son derecede kritikti. Yunan ordusu 2. İnönü Savaşı’nı kaybetmese, Ankara yolu açılmış ve her şey bitmiş olacaktı. O yüzden Çankaya Muhafız Birliği’nin 100 kişilik kuvveti dahi cepheye sürülmüştü. Buna rağmen Batı’da Yunanla, Doğu’da Kürt asileriyle mücadeleye girildi ama taviz verilmedi, böyle bir otonomi kabul edilmedi.

Erzurum Kongresi bittikten sonra 12 aşiret reisine yazdığı mektuplarla, onların desteğini isterken bile, karşılığında en ufak bir ima yollu dahi olsa Kürtlere yönelik bir taviz vermedi. (Bak. Orhan Çekiç, Samsun’dan Erzurum’a, Cumhuriyet Yayınları, İstanbul, 2007).

Bütün bunlara karşılık da, Kürt Sait İsyanı ve onu ileri yıllarda takip edecekler dahil hiçbir isyancıdan da, “...Bize Kurtuluş Savaşı esnasında yapacağımız hizmetler karşılığı ‘özerklik’ sözü verilmişti, sonra devlet kuruldu ama bu söz unutuldu. Bu nedenle silaha sarıldık, isyan ettik...” gibi bir savunma gelmedi. Bu kadar kritik dönemlerde bu tavizi vermeyen bir liderin, her zorluk aşıldıktan sonra 1923 yılında İzmit’te bir basın toplantısında böyle bir “otonomi”den bahsetmiş olabilmesi bütün bu açıklanan gerekçeler nedeniyle olanak dışıdır. Çünkü o liderin tek bir hedefi vardır: Tam bağımsız, egemen, çağdaş, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliğinde bir ulus-devlet kurmak. Yaptığı da budur ve onu bu çizginin dışında gösterecek her çaba, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.


Vatan

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz